22 Mayıs Salı
Haberler
Tekstilcilerden Çeklere Garanti İsteği
Tarih
:
04.01.2010
Kaynak
:
A.A
Haber Başlığı
:
Tekstilcilerden Çeklere Garanti İsteği

Tekstil sektörüne ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Kurt, devletten alınan destek veya bankadan alınan krediye güvenerek iş kuranların, kendilerini de sektörü de tehlikeye attığını, mevcut maliyetlerle banka kredisi ödeyerek kar etmenin mümkün olmadığını kaydetti.
Geçen yıl kendi şirketinde 3,5 milyon lirayı şüpheli alacaklar olarak ayırdığını, işini kanunlara uygun yapmak isteyen bir çok sanayicinin de kendisinin durumunda olduğunu belirten Kurt, şunları kaydetti:
’’Biz kanunlara güvenerek iş yapıyoruz ve istihdam yaratıyoruz. Ancak yapmış olduğumuz ticarette aldığımız çek ve senetlerin karşılıksız çıkması durumunda iş yapamaz hale geliriz. Çeklerin, güvenilir bir evrak konumunda olması lazım. Alacaklarımızı alamadığımız için vergilerimizi ödemekte de güçlük yaşıyoruz ve devletin vergi gelirleri de azalıyor. Aldığımız çeklere güvenemezsek, zaten nakit akışı olmayan bir sektörde iş yapamaz hale geliriz. Şu an çek almaktan korkar olduk.
Kötü niyetli insanlar, çek yasasındaki bazı boşlukları değerlendirerek ’isteğim dışında yazılmıştır’ demişlerdir, hileli iflas yoluna gitmişlerdir ve insanları dolandırmışlardır. Bir çok sanayici alacaklarını alamaz duruma geldi. Şu an Mecliste görüşülen çek yasası için bazıları ’para cezası’ getirilmesini, bazıları da affedilmelerini istiyor. Çekini ödemeyen kişi için böyle bir öneri getiren bir kişinin aklına şaşarım. Zaten parası varsa gider borcunu öder. Af konusuna da gelirsek, Türkiye, aflarla krizleri aşamaz. Eğer af getirilirse, bu kötü niyetle insanlar, ’nasıl olsa af gelir’ düşüncesiyle dolandırıcılık yapmaktan vazgeçmeyeceklerdir.’’
’’DÜZENSİZLİK SİSTEMİNİ GETİREN BANKALAR’’
Fikri Kurt, bankaların kredi kullandırırken gösterdikleri hassasiyeti çek verme konusunda göstermediklerini belirterek, bankaların gelişigüzel çek dağıttıklarını öne sürdü.
Çek’in sanayici için bir sorun olmaktan çıkması için bankalara yönelik kanunlar çıkarılması gerektiğinin altını çizen Kurt, şöyle devam etti:
’’Bu ülkeye düzensizlik sistemini getiren bankalardır. Ülkede kriz olunca verdikleri kredileri geri çağırıyorlar, yetinmeyip aşırı faizler uyguluyorlar ama çekleri gelişigüzel dağıtmaktan hiç çekinmiyorlar. Çünkü bir sorumlulukları yok. Bankalar şu an bir çek yaprağı için sadece 475 lira sorumluluk taşıyorlar. Piyasada öyle şeyler oluyor ki bir çek yaprağına 1.000 lira verenler var. Adam o bir çek yaprağıyla sonra piyasayı 200-300 bin lira dolandırıyor. Böyle adaletsizlik olmaz. Bankalar, kesilen çekin yüzde 75’ine kefil olmalı. Aksi halde vermeyecek.
Nasıl ki banka, bir kredi vereceği zaman kredi müşterisinin ödeme gücünü araştırıyorsa, çek verdiği müşterisinin de ödeme gücünü, ticari hayatını, alışverişlerini, mal varlığını iyi kontrol etmesi lazım. Banka, vereceği çekin karşılığında güvence alması gerekir. Nasıl ki bir konut kredisi çekerken evi ipotek altına alıyorsa çek verirken de bir ipotek alması lazım. Öyle herkes bankaya gitsin bir çek yaprağı alsın, istediği gibi alışveriş yapsın, sonra ödemesin, ödemediği zamanda içeri girsin ve affolsun. Olmaz öyle şey.
Bunun haricinde çeke sigorta sistemi getirilmesi de gerekiyor. Firmaların nasıl ki kredi limitleri var, alışveriş limitlerinin de belirlenerek bu miktar üzerindeki alışverişleri için çekin kabul edilmemesi ve bunun üzeri için sigorta şirketlerinin devreye girmesi lazım.’’
’’MİLLETVEKİLLERİ TİCARETTEN ANLAMIYOR’’
Çekten mağdur olan insanların, yalnızca borçlarını ödeyecekleri yönünde taahhütte bulunmaları ve tüm mal varlıklarını teminat olarak vermeleri halinde affedilmeleri gerektiğini dile getiren Kurt, kendilerinin ’’Bu kişiler affedilmesin’’ düşüncesinde olmadığını ancak, alacaklının sahiplenilmediğini aktaran Kurt, şunları söyledi:
’’Devlet vergisini, sigorta primlerini ödemeyenleri affediyor mu? Affetmiyor. Hatta faiziyle alıyor. O zaman yasaların emrettiği kurallar içerisinde alınan çek ve senetler bu kadar hükümsüz duruma getirilirse biz nasıl ticaret yapacağız? Biz güvenilir bir ortam istiyoruz. Güvensiz bir ortamda ticaret yapamayız. Yasaları yapan milletvekillerimiz ticaretten anlamıyor. Sanayicilik yapmadıkları, insan çalıştırmanın ne olduğunu bilmedikleri için sadece koltukta oturarak fikir yürütmektedirler. Sanayinin çarklarının nasıl döndüğünün farkında değiller. Türkiye’nin istihdamıyla, üretimiyle, sanayisiyle ilgili çalışmalar doğru yapılmıyor. Siz çek yasasıyla borcunu ödemeyenlere af getireceksiniz, diğer tarafı hiç düşünmeyeceksiniz. O sanayici fabrikasına kilit vurma noktasına gelecek. Böyle bir şey yok... O zaman o sanayici de iş yapmaktan vazgeçer.’’


